Free Palestine 🇵🇸Stand for humanity! Together, we can put an end to the Gaza genocide. Let’s unite under hashtag #SAVEGAZA and ensure that every life in this region has access to the most basic necessities.

Protesto Nedir, Nasıl Yapılır?

Protesto Nedir, Nasıl Yapılır?

Filistin'de yaşanan haksızlıklara karşı protesto yapmak için öncelikle haksızlığı yapan tarafın zayıf yönlerini açık etmek gerekir... Peki ama nasıl? Instagram'da paylaşılan ve çok hoşuma giden seriye göre bu sorunun cevabı şu şekilde:

Kaynak https://www.instagram.com/israfilistin/

Medium'da oku

İngilizce çeviriyi oku

Tanımlama

Protesto, bir haksızlık karşısında, haksızlığı yapan tarafa engel olmak için gücün yetmediğinde, onun diğer zayıf yönlerine baskı uygulamaktır. Doğru ve etkili protestolar için öncelikle haksızlığı yapan tarafın zayıf yönlerini açık edilmesi gerekir.

Zayıf yönlerini deşifre et

İsrailoğulları (Hz Yakub’un oğulları) 12 ayrı kavimden oluşur. Ve o zamandan beri de günümüze kadar etnik yapısı bozulmadan gelmiştir. Bunun en başlıca sebebi hiç bir kavim diğeriyle anlaşamadığı için kaynaşıp asimile olamaması. Ama yine de iki grupta taraf olmuşlardır.

Bunların birinci tarafı; Hz Yusuf ve Hz Bünyaminin soyu olanlar. Bu soy bugünde Hz Yusuf’un izinden giden Yusufilerdir ve sayıları pek azdır. Allah'a inanır, dinlerini samimi yaşar ve siyonizmle mücadele eder. İsrail onları casus olarak etiketledikleri ve baskı uyuladığı için çoğu yurtdışında hayatını devam ettirir.

İkinci taraf ise; “Yusuf’u öldürelim” diyen en küçük abisi Yahuda ve Hz Yusuf’un diğer 9 abilerin oluşan taraf. Bunlar Yahudaya uydukları için onlar da yahudilerdir. Yahudalar 10 soydur ve birbirileriyle hiç anlaşamazlar. Özellikle de liderlik konusunda. Bu sebepten İsrail bugün de koolisyon hükümetleriyle yönetilir ve sürekli hükümet değişir. Yahudi 10 soy birbirini sevmese de yahudi olmayanlara üstün gelmek için birbirilerine katlanmak zorundadır. Yahudiler şiddete, iftiraya, fitneye oldukça eğilimlidirler. İçlerinde en azılıları Yusuf’un en küçük ağabeyi Yahuda’nın soyudur. Hz Musa’nın dönemindeki Samiri, Hz İsa Peygamberin döneminde hainlik yapan Yahuda da bu soydandır. Tabi en doğrusunu ancak Allah bilir.

Bu sebeple Allah onlara İsrailoğulları diye hitap ediyor.

Birinci sebebi 12 kavimlerinin hala var olması ve 10 tanesinin yahudi olması. Siz de her İsrailoğluna yahudi demeyin. Yahudiler çoğunlukta olmasına rağmen İsrailoğullarında Yusufiler de var. Yahudiler museviliği kalkan olarak kullanıp perde arkasında ateist olup şeytana taparken, Yusufiler samimi iman eden, Siyonizmle mücadele eden musevilerdir.

Yusufiler

Birinci zayıf noktaları, onların tüm sırlarını, zayıf yönlerini bilen, siyonizmle mücadele eden İsrailoğullarından Yusufiler. Onları aranıza alın, ve onlarla beraber eylem yapın.

Başarısızlıkta birbirilerini suçlayıp, güç kaybetmeleri

İkinci zayıf noktaları ise en ufak başarısızlıkta birbirilerini suçlayıp, güç kaybetmeleri. Hükümetlerinin koalisyondan oluşup çabuk dağılmaya elverişli olması. Ve yoğun iç muhalefetten dolayı hiçbir eylemi uzun sürdürememeleri.

Bu sebeple Yahudalar güçlüyken asla insani ateşkes istemezler. Eğer onlar ateşkes istiyorlarsa bilin ki kendi aralarında ciddi ayrılığa düşmüş ve dağılmak üzereler. Bu sebeple asıl o zaman mücadeleyi artırmak gerekir. Çünkü kazanmaya en yakın an o andır.

Nüfusları az

Bir diğer zayıf noktaları ise nüfuslarının az olması.

Her ne kadar dünyada müslüman ülkelerin çoğu da dahil olmak üzere 80'nin üzerinde Yahudi devleti olsa da, Amerika'daki Evanjelik kökenli tarikatlar ve İsrail'deki yahudalar hariç onları seven hiç halk yoktur. Dünyadaki toplam yahudi nüfusu İstanbul şehri, sadece İsrail'deki yahudi nüfusu ise Ankara’nın nüfusu kadardır. Eğer uzak mücadele ederseniz, dünya devletlerinin, dev şirketlerin ve dünya medyasının sahipleri oldukları için kolları uzundur ve uzaktan dövüşürken avantajlıdırlar. Ama yakından mücadele ederseniz nüfusu azdır ve yakın dövüşte dezavantajlıdırlar. Bu kocaman boğayı burnundan yakalayarak kontrol etmek gibidir. Ya da 15 Temmuzda uçakla mücadele etmek yerine askeri havaalanlarını ele geçirmek gibidir…

Onlar da kendi zayıf yönleri bildikleri için Ürdün sınırında, Lübnan sınırında, Mısır sınırında, ya da Türkiye’nin Hatay sınırında dünya halkı toplandığında, önce tehdit edip sonra hemen ateşkese yönelmek isteyeceklerdir.

Dünyanın hiçbir süper gücü, dünya halkıyla baş edemez. Fakat böyle bir eylem en az üç hafta öncesinden dünya halkının tamamına çoktan duyurulmuş olmalıdır. Çünkü yüksek nüfuslu eylemlerde organize olmak, katılım sağlamak, zaman ister. Acele edip yerel eylemlerle vakit kaybetmeyin. Zaman alan ama dünya geneli etkisi olan eylemlere gücünüzü harcayın.

Kaygıları çok fazla

Yahudaların diğer zayıf yönü ise normalin çok dışında, Dünya ortalamasının çok ötesinde kaygılı olmaları. Allah yaradılış gereği onlara bu eziyeti vermiş. Onlar Mısırın yöneticileri kendi casusları olmasa, Suud ve Ürdün yöneticileri gizli Medine yahudisi olmasa, Hafız Esad, Beşar Esad, Barzani ailesi, hatta İran yönetimi ve hatta Irak yönetimi kendi casuslarından oluşmuş olmasaydı, asla Ortadoğu’da savaş kazanamazdı. Hatta savaşmaya cesaret edemezdi. İsrail savaşta tüm tedbirlerini almadan, ama normalin çok üstünde, akıldışı tedbirler almasa sahaya asla çıkıp savaşmaz. Ve bu tedbirlerde en çok büyük yahudi devletlerinden ABD ve Birleşik Krallık gibi yanında savaşan devletlere değil, karşısında savaşacak olan devlet yönetimindeki gizli Yahudalara güvenir… Hamasın, El fetihin alt kademesi değil, ama üst kademesi kendi adamları olmasını garantilemeden asla Hamas’la savaşmaya cesaret edemez. Aslında bu kadar tedbir onlara çok para ve zaman kaybettirdi ama kaygı onların baş edemediği bir duygu. Kaygılarını gizlemek içinde esirlere, kadınlara, çocuklara zalimce işkence ediyorlar ki, onlardan korkulsun ve kendi korkuları da fark edilmesin. Bu sebeple Dünya halkı İsrail’i çevreleyen sınırlara toplanmışken Türkiye Devleti, Deniz Kuvvetlerini K.K.T.C'deki limanlarda, Kara Kuvvetlerini Adana ve Hatay da, Hava kuvvetlerini de Malatya da konumlandırmalıdır. Özgür Suriye ordusu Lazkiye'ye doğru yaklaşmalı, Lübnan bizden garantörlük veya askeri hava üstü talep etmelidir. Ayrıca İsrail’in Lübnan'da işgal için hazırladığı, ekonomik, askeri ve siyasal boşluktan faydalanıp işgal etmemesi için. İşgal durumunda Lübnan halkını örgütleyecek kara kuvvetleri üssü de olmalıdır.

İsrail Türkiye’nin kendisine savaş açamayacağını düşünse de birazcık bir ihtimalin bile verdiği kaygıyla baş edemeyecek, önce Avrupa ve Amerika üzerinden altı boş tehdit edip, Türkiye'nin net durduğunu görürse kaygısıyla asla baş edemeyip istemediği anlaşmaları kabul etmek zorunda kalacaktır. Tabi beklenti ilk İsrail sınırları olmamalıdır. O istenmeli ama o olmamalıdır. Onun için İsrail; daha çok sıkışırsa, bölgeden tamamen gitmek zorunda kalırsa, az olanı kabul eder.

Ekonomik zayıf yönlerini deşifre et

İsrailoğullarından yahuda topluluğu 18.yy sonuna doğru şu an anlatamayacağım bir sebepten zengin oldu. Ani çok hızlı bir servet edindi. Bunun ticaretle hiçbir ilgisi olmadığı halde bu zengin oluşlarını gizlemek için Yahudi tüccar doğarmış ve ticaret sanki onların doğasında varmış gibi bir imaj oluşturdular. Halbuki ticaret gemilerini yağmalayan meşhur korsan filmleri aslında yahudileri anlatıyor. Ama filmi yapanlar da yahudi olduğu için siz onları filmde kahraman olarak görürsünüz. Halbuki 18.yy dan önce dünya, yahudilerin zenginlerini tefeci olarak bilirdi. Hiç birşey üretmez, ticaret gemilerini yağmalar, limanlarda tombaklanmış bakırı altın para gibi gösterip liman kentlerini dolandırırlardı. Bu sebepten Avrupa yahudilerden nefret ederdi. Yusufiler ise tarım ve küçük esnaf modelinde ilerlediler. 18.yy'da ise şu an anlatamayacağım birşey oldu ve bazı yahudiler çok ani ve çok yüksek derecede altın zengini oldular. Üreterek dünyaya katkı sağlamak yerine, maden, petro-kimya, ilaç, elektrik ve elektromanyetik, silah ve ulaşım gibi tekel olmaya daha müsait alanlarda zaten var olan atölyelerin, fabrikaların, işletmelerin neredeyse tamamını aldılar. Geri kalan rakiplerini de ikinci dünya savaşında ve hemen sonrasında üstü örtülü ortadan kaldırdılar. Daha sonra ise parekendeye yöneldiler.

Yeni bir işletme kurmak yerine başkası tarafından kurulmuş ve rakiplerine göre öne çıkmış firmaları daha tam büyümeden satın alıp onu geliştirdiler. Yeni bir firma kurmak yerine kalitesiyle öne çıkan firmaları küçükken satın aldıkları için insanlara "yahudi en kaliteli malı üretir/satar" imajı oluşturdular. Halbuki yahudi olmayanın kaliteli üretim emeğini satın alarak o marka dev yahudi firmaları oldu. Tüm bu dev firmalara rağmen halen asıl kazançları tefecilikten, yani finanstan gelir. ABD Merkez Bankası özel ve kontrollerinde olduğu için dünyanın en büyük karşılıksız para basan kalpazanı oldular. Bu sahte karşılıksız basılan paralar ABD'de enflasyon meydana getirmemesi için de üçüncü dünya ülkelerinin bankalarına kredi olarak verildi. Bankalara tefecilik yapan, kredi veren dev bankalar kurdular. İşte zayıf noktaları burda başlıyor.

Her avantaj bir dezavantaj doğurur

Şunu unutmayın ki her avantaj bir dezavantaj doğurur. Onların firmalarının dev olması kendilerinden küçük firmaları yemeleri için avantaj ama çok küçüklere karşı savunmasızdırlar. Dünyanın en güçlü insanı bakterileri, virüsleri yumruklayamaz. Filler çok küçük olduğu için ezemiyecekleri hayvanların başında karıncalar gelir. Ama filleri eninde sonunda karıncalar yer. Büyük bir olayda karıncalar yaşarken dinazorlar yok olurlar.

Mesele karıncaları tek koloni olacak şekilde organize etmek. Eğer bu olursa karıncaların yeryüzünde yok edemeyeceği büyük canlı yok. Çok küçüklerin en önemli özelliği sayılarının daima devlerden çok olmasıdır. Aslında çok sayı çok ebata üstün gelir yasasıdır bu.

Şimdi iyi dinleyin…

Bankalar nakit bulunduramazlar çünkü onlar da nakiti faizle alıyorlar. Hem genel giderlerinin fazla olması hem de nakitin faiz ve enflasyonla bir maliyetinin olmasından dolayı parayı hemen daha yüksek faizle satmalıdır. Kredi vermelidir yani. Bu da onu ani ve toplu nakit çekimlerine hazırlıksız yapar.

Tüm dünya halkı değil, sadece zülmü destekleyen ülkelerin, zülmü protesto eden dünya halkları nakitlerini bankadan çekseler, ani çıkış sebebiyle tüm bankalar kitlenir. Muhtemelen siz ilk davrananlar olduğunuz için paranızı banka çökmeden alabilirsiniz. Çünkü bankalar para verememeye başladığında zülme duyarsız olanlar ve zulmü destekleyenler de paralarını kurtarmak için sizi takip etmek zorunda kalacak. Paralarını bankadan çekmek için birbirileriyle yarışacaklar. Bu da bankaları daha büyük bir çöküşe götürecek.

Merkez bankaları kalpazanlığa devam edip bankaların ani taleplerini karşılamak için karşılıksız para basmaya devam edecekler. Bu bankalar perde arkasında çökse bile perde önünde size dik ve güçlü göstermek için, tarihte görülmemiş miktarda karşılıksız para basılması gerekir. İşte bu kurnazlık onların asıl sonunu getiren şey olacak. Çünkü hesap etmedikleri birşey var.

Dev bankaların resmiyette değil, gerçekte asıl sahipleri kimse, Amerikan Özel Merkez Bankasının resmiyette değil, ama gerçekte asıl sahipleri aynı kişiler. Yerel bankalarının çoğunun sahipleri de bu kişilerin uşakları olan baronlardır. Bu kişilerin uşakları olsalar da bulundukları ülkelerin efendileri olarak kendilerini avuturlar. Yani yahuda ekosisteminde herkes birbirin tanrısı gibi algılayın. Birileri o ülkenin efendisi, bu ilk söylediklerim kişiler de o ülkelerin efendisinin efendileri gibi düşünün. Zorbalığı destekleyen ülkelerin yerel bankalarından aynı anda para çekerseniz, "protestonuz bize sökmez" anlamında mesaj vermek için, dev bankalar hemen yerel bankalara kredi verir ama kendi içleri de boşalmış olur. Ama sadece zorbalığı destekleyen ülkelerdeki ve sadece protesto edenlerin nakit çekimine bile dayanamaz. Çünkü 10 katı cari durumu bile olsa bankaların tüm paraları müşterilerinde alacak olarak duruyor. Acil nakit güçleri çok zayıf. Yerel bankaların nakit istekleri asla bitmez. Ama dev bankaların da içi boşaldığı için merkez bankaları akılalmaz boyutta karşılıksız para basarak dev bankaları nakitle doldurmaya çalışır. Onlar da aynı mesajı verir, "sizin protestonuz biz efendilere tesir etmez" ve büyük dev elbisesinin altında birbirinin sırtına binmiş insanlar gibi, yükün ağırlığından bacakları titrese de, siz elbisenin dışında hiçbir sorunu yokmuş gibi gözüken, bir dev görürsünüz. Halbuki o rahat gibi gözüken en üste olan kişidir. Onun sırtına bindiği elbisenin altındaki kişiler çökmek üzeredir.

Siz o bankalardan Dolar veya Euro’yu çektiğinizde birikimleri kasaya koyacaksınız, piyasaya sürmediğiniz için de çekilen para kadar para bastıklarında, ülkede çok az enflasyon olur zarar görmeyiz kurnazlığındalar. Oysa siz bankalardan para çektiğiniz için değil, çektiğiniz parayı altın veya gümüşe çevirdiğiniz için batacaklar. Çünkü karşılıksız basılan paralar banka aracılığıyla piyasaya zaten girmişti. bir de siz altın veya gümüş almak için çektiğiniz paraları piyasaya sürüyorsunuz. Bu altının onsu 4500$ üstü demek. Dolar ve Euro aşırı değer kaybettiğinde, altın ise aşırı değer kazandığında sizce ne olur?

Altın ve gümüş piyasadan çekildiğinde...

Aynı anda para piyasaya sürüldüğünde ve aynı anda altın ve gümüş piyasadan çekildiğinde. Para pul olurken altın ve gümüş aşırı değer kazanır. Altının onsu 4500$ üstüne tırmanır. Zorbalığa duyarsız olan, hatta zorbalığı destekleyen herkes sizi takip etmek zorunda kalır. Filistin’i sevdiği için değil zenginliği sevdikleri için elindeki dolardan hastalıktan kurtulmaya çalışır gibi kurtulup, altın almak için birbirilerini ezerler. Bu da altının onsunu 13.000$ üstüne tırmandırır.

Peki borsalardaki banka hisseleri ne olur?

Evet tahmin ettiğiniz olur. Peki borsada işlem yapan kişiler ne yaparlar? Onlar da acilen altın ve gümüş almaya çalışırlar. Peki devletlerin gerçek merkez bankaları dolar rezervlerini ne yapar? Onlar da rezervlerinde dolar değil altın ve gümüş tutarlar. Peki altının onsu sonra ne olur? Bir yılda en az 17.000$ üstüne fırlar…

Bu yatırım tavsiyesi değil, finansal bir tahmindir

Peki bankaları alacağı dolar yada Euro olduğu için para da pul olduğunda uzun dönem alacakları ne olur? Genel giderleri enflasyon yemesine rağmen alacakları sabit olduğu için ne olur sizce?

Ben bunları anlatırken sen ne düşünüyorsun şu an? Acaba devletim ve milletim zarar görür mü bundan diye düşünüyorsun?

Kimse bu yöntem işe yarar mı diye sormuyor? Çünkü çoğu kişi işe yarayacağını çoktan anladı. Fakat bu sefer ülkem zarar görür mü endişesi düşüncelerini sardı. Ne oldu dün soykırımı önlemek, siyonizmi yok etmek için çözüm arayıp duruyordunuz. İşte size karşı konulması zor olan bir çözüm. Sizi rahatlatayım; devletin ve ülke insanın bundan finansal zarar görmeyeceği gibi uzun yıllardır hiç görmediği kadar finansal özgür ve zengin olacak. Peki neden? Nasıl olabilir bu?

Sana bunu onlarca farklı örnek ve delillerle ispatlayacağım ama önce buradaki sırrı sen düşün bul ve söyle. Nasıl olur da siyonist bankalar batarken devletler ve ülke insanları zengin olabilir ?

Gerçek Müslüman doğduğu ülke bile olmasa yaşadığı ülke…

O ülkeyi sever…

O ülkeye de, ülkenin insanına da, asla ihanet etmez, asla zarar vermez çünkü gerçek müslüman, şükretmeyi de, teşekkür etmeyi de, vefalı olmayı da bilir.

Neden bankasız dünyada devletler ve halk daha zengin olur?

Aslında sorunun kendisi cevap... Ama yine de size işlerin aslında nasıl döndüğünü anlaşılır anlatmak için kendimi biraz yormak istiyorum. Biraz geçmişe gideceğiz, finansal hilenin başlangıcına.

7 yıllık bolluk, 7 yıllık kıtlık dönemine önceden ülkesini hazırlayan Hz Yusuf; bolluk döneminde sadece ülkesinde üretilen gıdayı değil, diğer dünya ülkelerin ihtiyaç fazlası gıda ürünlerini de satın alıp stokladı. Mısırın Kralı, ilmine ve ahlakına çok güvendiği için Hz Yusuf’u ülkede kendisinden sonra sorumlu en yetkili kişi yaptı.

Tüm dünyada kıtlık dönemi başlayınca Hz Yusuf’a inanmayan herkes Mısır'ın devlet stoğuna muhtaç hale geldi. Mısır'dan gıda almak isteyen dünya ülkeleri, özellikle Rum ve Farslar, Mısır'a gelirken yanlarında satmak için takılar, silahlar gibi gıda harici şeyleri satmaya gelip elde ettikleri altın ve gümüşle yine Mısır'dan gıda hammaddesi alıyorlardı. Mısır'ın çarşıları dünyanın her yerinden gelen mallarla, ürün çeşitliliği en fazla olan, dünya pazarı oldu.

Kıtlık kalktığında artık mısırdaki tahıllara, gıdaya ihtiyaç kalmasa bile dünya halklarının birbiriyle geniş ürün çeşitleriyle al sat yapabilecekleri bir ticaret merkezi olduğu için, Mısır, Dünyanın en zengin devletlerinde biri konumuna gelmiş, Hz Yusuf Mısırlı olmadığı halde çok sevilmiş, kral öldüğünde yerine Hz Yusuf yaşadığı müddetçe yeni kral seçmemişlerdi.

İşte Mısır'ın tüm olağandışı zenginliği böyle başladı. Hz Yusuf döneminde tüm İsrailoğulları da Mısırda toplandı. Kardeşleri de Hz Yusuf'a daha önce yaptıklarından dolayı Allah'a tövbe edip geldiler. Mısırda İsrailoğullarının nüfusu zamanla arttı. Hz Yusuf ve kardeşleri öldükten sonra yerine Mısırlı Kral gelmesi gerekirken yahuda tarafındaki İsrailoğulları (torunlar) yönetimi vermek istemedi. Mısır'ın nüfuslarını kırmak için her türlü baskıyı yaptılar. Yönetime de hep yahuda kavminin evlatları geçti. Mısıra ticaret için gelen Fars ve Rum tüccarları gördükleri ve şahit olduklarından dolayı orta doğuda tüm milletler yahudi kavimlerden nefret etti.

O soyu lanetlediler...


Devamı gelecek...